Callamard: Bin Selman’ın imajı tepetaklak oldu

“BİN SELMAN’IN İMAJI TEPETAKLAK OLDU”

Hilken Doğaç Boran: Cemal Kaşıkçı’nın vahşice katledilmesi üzerinden 3 yıl geçti. Faillerin bir kısmı cezalandırıldı. Ancak siz de dahil olmak üzere birçok üst düzey isim başta Suudi Arabistan ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman olmak üzere diğer faillerin de cezalandırılması için çağrı yaptı. Sizce adalet yerini buldu mu?

Agnes Callamard: Bakın, bu cinayeti organize edenin, yani Muhammed Bin Selman’ın, hakim karşısına çıkması anlamında adalet yerini bulmadı. Bin Selman hala sarayında yaşıyor, işini yapmaya devam ediyor. Öte yandan “hiçbir şey olmadı” demek de yanlış. Bence Muhammed Bin Salman’ın imajı tepe taklak oldu. Kaşıkçı cinayetinden önce kendisi modernleştirici bir prens olarak görülüyordu, belirli bir havası vardı. Cinayetten sonra bu imajı yıkıldı. Modernleşme numarası, “halkın prensi” kisvesi tamamen yok oldu. Birçok anlamda çırılçıplak hale geldi. Artık herkes Bin Selman’ın ne olduğunu biliyor. Kendisi amansız ve otoriter bir lider. Gücünü korumak için aşırı şiddete vurmaktan vazgeçmiyor. Son 2 yıl onu bu hale getirdi. Bu açıdan adalet kısmen yerini buldu diyebiliriz. Artık Dünyada eskisi gibi gezemiyor. Kendisine dava açılan birçok yer var. Bence artık 3 yıl önceki prens değil.

“ADALETİ BAŞKA YERLERDE ARAMALIYIZ”

Hilken Doğaç Boran: Tabii bunların hepsinde BM Özel Raportörü olarak yürüttüğünüz çalışmalarında çok büyük payı var. Faillerin çoğu da raporunuz sayesinde cezalandırıldı. Sorum şu: Cemal Kaşıkçı’ya adalet sağlamak için bir sonraki adım ne olmalı? Kalan failler nasıl hesap vermeli?

Agnes Callamard: Mahkeme karşısında böyle bir şey olması çok zor. Muhammed Bin Selman’ın hakim karşısına çıkması için Suudi Arabistan’da çok büyük ve ciddi bir rejim değişikliği olması gerekiyor. Şu anda böyle bir değişime yönelik hiçbir ibare yok. Suudi Arabistan dışında ise Bin Salman’ın Türkiye, ABD ya da hakkında dava görülen Almanya’da hakim karşısına çıkma ihtimali düşük. Bunun olacağını öngörmüyorum. Bu yüzden size ve izleyicilere şunu önermeye çalışıyorum: Adaleti başka yerde aramalıyız. Bu vaka özelinde ABD ve Türkiye’de mahkemeler şüphesiz bir karar verecektir ama bu direkt olarak Suudi Arabistan ya da Muhammed Bin Salman ile ilgili olmayacaktır. İmajına yönelik bir ceza olacaktır. Suudi Arabistan veliaht prensine ya da adalet sistemine yönelik bir ceza olacaktır. Ama bireysel bir saldırı ya da ceza olamaz. Bu yüzden adaleti başka yerlerde aramalıyız. Siyasi, diplomatik, kültürel ya da ekonomik yaptırımlar olabilir. Ama bence mahkemelerden hemen sonuç çıkmayacak.

“BIDEN HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİRMEDİ”

Hilken Doğaç Boran: Anladım. ABD’den bahsettiniz. Başkan Joe Biden veliaht prensi en sert eleştiren isimlerden biri. Defalarca Kaşıkçı cinayetinin faillerini cezalandırma sözü verdi. Göreve geldiğinden beri kötü niyetli Suudi vatandaşlarının ABD’yi girmesini yasaklayan Kaşıkçı Yasağı’nı getirdi. Bir istihbarat raporu yayınladı. Bu da davalara yardımcı oldu. Sizce bunlar yeterli mi? Daha elle tutulur adımlar atmalı mı?

Agnes Callamard: Tabii ki. Bu çok üzücü. Bakın attığı adımlar anlamsız demek istemiyorum. Hayır kesinlikle çok önemli. CIA’in bulgularıyla ilgili rapor gerçekten Muhammed Bin Selman’ın Cemal’in cinayetinden sorumlu olduğunu kanıtladı. Kaşıkçı Yasağı dünya çapındaki gazeteciler için çok önemli. Ama Başkan’ın Bin Selman’ın sorumlu olduğunu öğrendikten sonra çok daha kuvvetli bir karşılık vermesini bekledik. Açıkçası hiçbir şey yapmadı. ABD-Suudi Arabistan ilişkisini değiştirmek için hiçbir şey yapmadı. Askeri, istihbari ve diplomatik ilişkiyi dönüştürmek için de adım atmadı. Hiçbir şey değişmedi. Bu çok üzücü. Daha önce de söylediğim gibi adalet arayışı sürecinde sadece Muhammed Bin Selman çıplak kalmadı. ABD Başkanı Biden da demokratik imajını, İnsan hakları başkanı imajını kaybediyor. O da çırılçıplak kalabilir. ABD’nin karşı karşıya kaldığı risk bu.

“TÜRKİYE CİNAYETE SESSİZ KALMAYACAĞINI ORTAYA KOYDU”

Hilken Doğaç Boran: Sizin da bahsettiğiniz gibi bu dava sadece kurban ve faillerden ibaret değil. Müdahil olan herkesin itibarı söz konusu. Cinayet İstanbul’daki başkonsoloslukta gerçekleştiği için doğal olarak Türkiye’de sürecin bir parçası oldu. Siz Türk yetkilileri, makamları ve STK’larla çalıştınız. Defalarca ülkeyi ziyaret ettiniz. Ankara’nın bu krizi yönetim biçimi ve devam eden davayı nasıl değerlendirirsiniz?

Agnes Callamard: Bence Türkiye ilk iki yılda çok net ve önemli bir şekilde yaşananlara sessiz kalmayacağını ortaya koydu. Çünkü uluslararası bir suç işlemek için toprakları ihlal edildi. Türkiye suçu çok iyi bir şekilde soruşturdu. Savcı ve ekibi kapsamlı bir soruşturma yaptı. Çok sayıda kanıt bulundu ve dava mahkemeye taşındı. Ama ne yazık ki şunu söylemeliyim son 6 ayda hayal kırıklığına uğradım. Belki de siyasi liderler ilk dönemdeki kararlılıklarını kaybetmiş olabilir. Henüz duruşmalardan beklediğimiz sonuçları alamadık. Yeni kanıtlar sunulmadı. Meselenin uluslararası gündemde kalması için yürütülen siyasi çabalar da azaldı. Bu yüzden, Türkiye’nin ilk iki yılda oynadığı rolü tenzih ederek şu anda üzüldüğümü belirtmeliyim. Umarım Türkiye Cemal’e adalet sağlamak için gereken alan ve kararlılığı yeniden elde edebilir.

“İNSANİ YARDIM İÇİN ÖN KOŞUL OLMAMALI”

Hilken Doğaç Boran: Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri olarak Afganistan ve Taliban Rejimi’ne yönelik tavrınız nedir? İnsani yardım ve yabancı varlıkların geri verilmesi ön koşullara tabi olmalı mı? Kış yaklaşıyor. Taliban taviz vermeyi reddederse Afganistan halkına ne olacak?

Agnes Callamard: Çok teşekkürler. Afganistan’daki durum bizim için büyük bir öncelik. Geçtiğimiz ay Taliban’ın yaptığı insan hakları ihlallerine şahit olduk, gözlemledik ve raporladık. Burada hükümet ilk başta değişmiş numarası yaptı. Ama son birkaç hafta durumun böyle olmadığını kanıtladı. Kadın hakları ihlal ediliyor, Basın özgürlüğü ve etnik azınlıklar hedef alınıyor ve bu hafta yasadışı cinayetlere ilişkin yeni bir rapor yayınladık. İntikam cinayetleri bunlar. Durum çok sorunlu. Sizin de bahsettiğiniz gibi insani yardım konusu da bir kırılma noktasında. Milyonlarca insan desteğe muhtaç. Burada uluslararası kamuoyunun insani yardım karşılığında garantiler talep etmesi makul ya da kabul edilebilir değil. İlk bedeli ödeyen halk olacak. Onları desteklemeliyiz. Ama başka yollar var. Başka kozlar var. Özellikle finans ve bankacılık alanı, uluslararası kamuoyu tarafından koz olarak kullanılabilir ve kullanılmalıdır da. Taliban’ın resmen ya da gayri resmi olarak tanınması meselesi Taliban’ın ufak da olsa taahhütler vermesini sağlamak için kullanılabilir. Uluslararası kamuoyu ayrıca BM üzerinden çok güçlü gözlem ve raporlama mekanizmaları kurabilir. Umarım İnsan Hakları Konseyi bu yönde kuvvetli bir karar alır ve insan hakları ihlallerini gözlemlemek ve objektif bir şekilde yaşananları raporlamak için uluslararası bir mekanizma kurar. Bu Gerçeği Bulma Misyonu olabilir ya da genişletilmiş ve elinin altında birçok kaynak olan iyi fonlanmış bir özel raportör olabilir. Ki işlerini yapıp etkili bir şekilde görevlerini yerine getirebilsinler. Yani uluslararası kamuoyunun elinde insani yardımdan başka imkanlar da var. Afganistan halkı zaten çok ağır bir bedel ödedi. Onları bir kez daha mağdur etmeyelim.